DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, partisinin TBMM’deki grup toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Gülistan Doku soruşturmasındaki son gelişmelere de değinen Hatimoğulları, yıllardır süren belirsizliğin ardından atılan adımın önemli olduğunu belirterek, olayın tüm yönleriyle aydınlatılması gerektiğini söyledi.

“Gülistan Doku'nun akıbeti 6 yıldır karanlıkta. Bunu hepimiz çok yakından ailesiyle, kadın hareketiyle beraber bizler gece gündüz 'Gülistan Doku nerede' dedik. Nihayet dün Adalet Bakanlığı'nın talimatıyla üstü örtülmüş olan bu kayıp için bir soruşturma başlatıldı. Aralarında dönemin Dersim Valisi'nin oğlunun olduğu çok sayıda gözaltılar gerçekleşti ve yıllardır beklenen adaletin yerini bulması için hakikaten önemli bir adım atıldı. Gerçekler yıllardır karanlıkta tutuluyor. Bu karanlığı kim büyüttü? Bu karanlığı kim korudu bugüne kadar? Bunların hepsinin hesap vermesi lazım”

"Rojin Kabaiş'e ne oldu?"

Konuşmasında Rojin Kabaiş soruşturmasını da hatırlatan Hatimoğulları, “Rojin'in akıbetinin açığa çıkmaması için kim ve neden korunuyor? Neler saklanıyor? Bütün bunların açığa çıkması lazım. Rojin'in babası ve ailesi başta olmak üzere yine Türkiye'de kadın hareketi ve biz DEM Parti olarak bu işin sonuna kadar takipçisi olacağız. Rojin için adalet tecelli edene dek mücadelemiz devam edecek. Mücadele etmeye hep beraber devam edeceğiz” dedi.

“Açlık, yoksulluk, geçinememe sadece savaşla açıklanamaz”

İran Savaşı'nın Türkiye'ye yansımalarını gözlemlediklerine değinen Hatimoğulları, şunları söyledi:

“Yıllardır derinleşen açlık, yoksulluk, geçinememe, barınamama, sadece savaşla açıklanamaz. İktidar buna tevessül etmemelidir. Savaşın etkilerini yadsımadan, savaşı bahane eden iktidara buradan soruyoruz. Gerçekten yaşadığımız sorunların sebebi tek başına savaş mıdır? Bakın 2021 ile 2026 yılları arasında dünyada ham petrol fiyatları yüzde 7 düşerken Türkiye'de ve yüzde 640 oranında artmış. Aradaki farkı görebiliyorsunuz değil mi? Ne kadar büyük bir fark. Dolar o dönem 7 lira iken şimdi 45 TL'ye dayanmış durumda. Savaşın olduğu ülkelerde bile gıda fiyatları düşerken bir tarım ülkesi olan Türkiye'de gıda fiyatları her Allah'ın günü artıyor. Türkiye'de işsizliğin yüzde 30'a dayanmasına hangisi silah neden oldu acaba? Hazine ve Maliye Bakanı, 'İran Savaşı'yla ilgili ortaya çıkan sonuçları yönetebilir buluyoruz' diyor. Bunu kendisine soruyoruz. 2026 yılının ilk üç ayında asgari ücretteki toplam kayıp 7 bin 773 liraya ulaşırken bu sorunu niye yönetemediniz Sayın Bakan?”

Savaş ve çatışmaların sadece Orta Doğu ile sınırlı olmadığını Avrupa kıtası dahil olmak üzere her yere yansıdığını belirten Hatimoğulları, “Bu tabloda Türkiye'nin içinde bulunduğu çoklu krizleri ve mücadele hattımıza yeni neleri katabileceğimizi hep birlikte bu toplantılarımızda değerlendirdik. Bir yandan ülkenin sorunlarına çözüm üretmek, öte yandan barış sürecini başarıya ulaştırmak için var gücümüzle çalışma kararlılığını bir kez daha teyit ettik. İşsizlik, yoksulluk, aşırı pahalılık, ücretin aşırı düşük olması yurttaşın belini kırdı. Yurttaş aç ve karnı doysun, kirasını ödeyebilsin, çocuğunu okula gönderebilsin istiyor” diye belirtti.

“Baskılar siyasi rekabetin sonucu, halkın sesi duyulmalı”

Hatimoğulları, milyonların Kürt sorununun barışçıl ve demokratik yöntemlerle çözülmesini istediğini belirterek şunları söyledi:

Pervin Buldan Demirtaş’la fotoğraflarını paylaştı: “Yapay zekâ fotoğraflarına itibar etmeyin”
Pervin Buldan Demirtaş’la fotoğraflarını paylaştı: “Yapay zekâ fotoğraflarına itibar etmeyin”
İçeriği Görüntüle

“Milyonlarca yurttaş seçilmişlerin Ekrem İmamoğlu'nun, Figen Yüksekdağ'ın, Selahattin Demirtaş'ın, Can Atalay'ın haksız ve hukuksuz bir şekilde hapiste tutulduğuna inanıyor ve serbest bırakılmasını istiyor. Bundan daha doğal bir şey var mı ve bu vesileyle cezaevinde bulunan bütün siyasi mahpuslara buradan selam ve sevgilerimizi gönderiyorum. Bakın bu ülkenin tamamına yakını 'bu ülkede artık demokrasinin kırıntısı kalmadı' diyor. Bu ülkenin üçte ikisinden fazlası yargı hiç adil değil tamamen siyasi sahiplerle hareket edip karar veriyor ve bağımsız bir yargı istiyor. Aleviler hala çok güçlü bir asimilasyon politikasıyla karşı karşıya kalmış durumda.”

Muhalefete yönelik baskılara dikkat çeken Hatimoğulları, belediyelere yönelik gözaltı ve tutuklamaların siyasi rekabetin sonucu olarak görüldüğünü savundu. Bu durumun barış ve demokratik toplum sürecini olumsuz etkilediğini ifade etti.

“Yine yurttaş muhalefete dönük baskıların bitirilmesini istiyor. Belediyelere sistematik gözaltı ve tutuklamaları hukuki değil siyasi bir rekabetin sonucu olarak görüyor. Bu baskılar barış ve demokratik toplum sürecini de olumsuz etkiliyor. Bakın biz DEM Parti olarak yaptığımız yüzlerce buluşmada ve ziyaretlerde inanın karşımıza çıkan en temel sorunlardan biri bu. Bu bizim sahadaki deneyimimiz, gözlemimiz ve tespitimizle net olduğunu buradan ifade ediyorum. İktidara bir önerimdir. Bu konularda gerçekten sahici araştırmalar yapsınlar. Anketler yapsınlar. Farklı araştırmalar yapsınlar. Sonuçlarını kamuoyuyla paylaşırlar mı? Emin değilim. Muhtemelen paylaşmazlar ama şundan çok eminim. Burada söylediğimiz her şeyin gerçek olduğunu yapacakları araştırmalarda kendileri de çok net bir biçimde görecekler. Şu unutulmamalı ki bir iktidarı meşru kılan şey polis ve yargıç gücü değildir, onun meşruluğunu arttıracak olan halkın sesine kulak vermesidir ve yurttaşın rızalığını almasıdır.”

Öte yandan Hatimoğulları, açıklamasında ayrıca 1 Mayıs için Taksim’in açılması çağrısı yaparak, “Bir iktidarı meşru kılan şey polis ve yargıç gücü değil, halkın sesine kulak vermesidir” ifadelerini kullandı.

Muhabir: FESİH TORAN