Modern dünya tarihine Hiroşima ve Nagazaki’den sonra 20’nci yüzyılın en büyük kimyasal saldırısı olarak geçen Halepçe Katliamı’nın üzerinden 38 yıl geçti.
16 Mart 1988’de çoğunluğu kadın ve çocuklardan oluşan 5 bini aşkın Kürt, Irak’ın devrik lideri Saddam Hüseyin’in emriyle Halepçe’ye düzenlenen bombardımanda kullanılan kimyasal silahlarla hayatını kaybetti. Bu saldırı, Saddam Hüseyin liderliğindeki Baas rejiminin Kürt halkına karşı 1986-1989 yılları arasında yürüttüğü Enfal Soykırımı’nın en acı ve son etabı olarak kayıtlara geçti.
Irak Hava Kuvvetleri, kimyasal silahın etkili olabilmesi için önce evleri konvansiyonel bombalarla hedef aldı, ardından kimyasal bombaları devreye soktu. 16 Mart sabahı, Irak Hava Kuvvetleri’ne ait 8 MiG-23 uçağı 40 bin nüfuslu Halepçe’ye 5 saat boyunca zehirli gaz bombaları yağdırdı. Bombaların içindeki “elma kokulu” gazlar kısa sürede kentin tamamına yayıldı.
Katliamda çoğunluğu kadın ve çocuk olmak üzere 5 bini aşkın kişi yaşamını yitirdi, 10 binden fazla kişi yaralandı. Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre, bu kimyasal saldırı günümüze kadar 43 bin 753 kişinin ölümüne ve 61 binden fazla kişinin sakat kalmasına yol açtı. Sınır Tanımayan Doktorlar ise saldırıda hardal gazı kullanıldığını doğruladı.

Halepçe'deki katliamın üzerinden 38 yıl geçerken, kimyasal gazların kalıntıları nedeniyle sakat kalan ve yakınlarını kaybeden binlerce kişinin acısı ise devam ediyor. Halepçe dünya genelinde benzeri nadir görülen bir katliam olmasına rağmen hâlen resmî olarak soykırım kabul edilmedi. Irak Parlamentosu, 17 Mart 2011’de Halepçe Katliamı’nı resmen soykırım olarak ilan etse de ancak mağdurlara tazminat ödenmedi.
Öte yandan Kürdistan Bölgesel Yönetimi, daha önce Süleymaniye'ye bağlı olan Halepçe'nin Mart 2014’te il olmasına karar verirken, Bağdat’ın da Halepçelilere tazminat ödemesi ve kentin il olarak kabul edilmesi talebini yineliyor.
Her yıl 16 Mart’ta başta Halepçe'de olmak üzere yetkililer, diplomatik temsilciler ve yurttaşların katılımıyla katliamda hayatını kaybedenler için anma etkinlikleri düzenleniyor. Katliam ise, insanlık tarihinin kara bir sayfası olarak hafızalarda yer almaya devam ediyor.




