Altı yıldır kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku dosyasında aileden çarpıcı açıklamalar geldi. Ablası Aygül Doku, kardeşinin kaybolduğu ilk günden itibaren olayın “intihar” olarak kurgulandığını ve kamuoyunun bu yönde yönlendirildiğini öne sürdü.

Evrensel’e konuşan Doku, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel’in süreci bizzat yönettiğini ve aile üzerinde baskı kurulduğunu iddia etti.

Aileye “Valiye güvenin, kızınız intihar etti” denilerek yönlendirme yapıldığını savunan Doku, yas tutmalarına dahi izin verilmediğini söyledi. Yardım amacıyla gönderilen bazı sosyologların ise birer muhbir gibi kullanıldığını ileri sürerek, “Bizi basınla ve halkla buluşturmamak için her yolu denediler. Köprü başında bizi oyalarken aslında dosyanın üzerini örtüyorlardı” ifadelerini kullandı.

Arama çalışmalarında görev alan bazı dalgıçların da sonradan kendileriyle temasa geçtiğini belirten Doku, “Dalgıçlar bize gizlice ‘Burada kimse yok, vali sizi kandırıyor’ dediler. Devletin imkânları, Gülistan’ın orada olmadığını bile bile harcandı. Tek amaç katili korumaktı” dedi.

Iğdır Ulu Camisi'nde kartpostallık manzara: Leylek gün batımında görüntülendi
Iğdır Ulu Camisi'nde kartpostallık manzara: Leylek gün batımında görüntülendi
İçeriği Görüntüle

Dosyada artık “intihar tezinin çöktüğünü” savunan Doku, soruşturmanın cinayet şüphesi etrafında şekillendiğini ifade etti. Ailenin uzun süredir dile getirdiği baş şüpheli Zaynal Abarakov ve ailesine ilişkin iddiaları da hatırlatan Doku, “6 yıl sonra bir sır öğrendik” diyerek dosyanın seyrini değiştirecek bilgi ve belgelere ulaştıklarını ancak gizlilik kararı nedeniyle ayrıntı paylaşamadıklarını söyledi.

Aile, tehdit altında olduklarını da öne sürerek kamuoyuna çağrıda bulundu. “Şu an can güvenliğimiz yok. Ailemize bir şey olursa tek sorumlusu dönemin valisidir. Katiller adalete hesap verene, Gülistan bulunana kadar bu davanın peşini bırakmayacağız” sözleriyle süreci takip edeceklerini belirtti.

Munzur Üniversitesi Çocuk Gelişimi Bölümü öğrencisi olan Doku, 5 Ocak 2020’de yurttan ayrıldıktan sonra kaybolmuştu. Kent genelinde yapılan araştırmalar, kamera kayıtları, telefon sinyalleri ve tanık beyanlarına rağmen sonuç alınamadı. Özellikle Uzunçayır Baraj Gölü çevresinde farklı dönemlerde yürütülen arama çalışmalarından da bir bulgu çıkmadı.

Altı yıldır süren belirsizlikte aile, adalet çağrısını yineleyerek dosyanın aydınlatılmasını istiyor.

Kaynak: EVRENSEL