İngiliz The Economist dergisi, Küba’daki derin ekonomik ve sosyal krizi mercek altına aldı. Analize göre ülkede tüm hayati sistemler işlevsiz hâle gelirken, ekonomi tarihinin en karanlık dönemlerinden birini yaşıyor. Siyasilerin çözüm üretemediği ülkede, doktorların yarısından fazlası göç ederken, Küba “geri dönülemez bir felakete” doğru sürükleniyor.
İlaç krizi ve göç dalgalanıyor
Düşük maaşlar, kronik elektrik kesintileri, ilaç tedarikindeki kriz ve devasa göç dalgası Küba’yı eşi benzeri görülmemiş bir yıkımla yüz yüze bıraktı. Hükümetin gerekli yapısal dönüşümleri engellemesi, durumu daha da içinden çıkılmaz hâle getiriyor.
Memur maaşı 14 dolar, bir koli yumurta 2.800 peso
Devlet çalışanlarının maaşları karaborsa kuru ile 5–14 dolar arasında seyrediyor. Temizlik görevlileri ise 5 dolar civarında maaş alıyor. Buna karşılık 30’lu bir koli yumurta 2.800 peso (yaklaşık 117 ABD Doları), bir kilo pirinç 650 peso, bir kilo fasulye 300 peso fiyatla satılıyor. Birçok aile günde bir öğün atlamak zorunda kalırken, BM Dünya Gıda Programı çocuklar için devreye girdi.
Ulaşım ve altyapı çöküyor
Elektrik kesintileri bazı bölgelerde gün boyu sürerken, su ve ulaşım altyapısı da iflas etti. Otobüs seferleri durma noktasına geldi; benzin karaborsaya düştü ve devlet istasyonlarında ödemeler çoğunlukla dolar üzerinden yapılıyor. Sağlık sistemi çökmüş, ilaçların yalnızca yüzde 3’ü temin edilebiliyor.
Nüfusun dörtte biri Küba'yı terk etti
2020’den bu yana 2,75 milyon Kübalı ülkeyi terk etti. Sadece geçen yıl 788 bin kişi göç etti. Nüfus hızla yaşlanıyor ve doğurganlık hızı 1,29’a geriledi. Doktorların yarısından fazlası, sanatçılar ve nitelikli iş gücünün büyük kısmı yurt dışına göç etti; halkın yüzde 78’i göç etmeyi düşündüğünü belirtiyor.
Şeker üretimi tarihin en dibinde
Küba ekonomisinin sembolü şeker üretimi, 1989’da 8 milyon ton iken 2024-2025 sezonunda 150 bin tona kadar geriledi. Turizm sektörü toparlanamadı; Havana sokaklarında yoksulluk ve çöp yığınları dikkat çekiyor. 2019’da 1 dolar 24 peso ederken, 2025’te 450 pesonun üzerine çıktı.
Ülkedeki tek hareketli alan küçük ve orta ölçekli özel işletmeler. Ancak hükümet, hem özel sektöre muhtaç hem de ondan çekiniyor; girişimciler pek çok engelle karşılaşıyor.
Raúl Castro perde arkasından sistemi yönetmeye devam ederken, Díaz-Canel zayıf bir figür olarak kalıyor. Reformcu lider eksikliği ve siyasi baskılar, ülkeyi “geri dönülmez felakete” doğru sürüklüyor.




