Türkiye genelinde son haftalarda art arda yaşanan gıda zehirlenmesi vakaları, toplumda tedirginliğe yol açtı. Restoranlar, oteller, öğrenci yurtları, market ürünleri ve evde hazırlanan yiyeceklerle ilişkilendirilen birçok olay kamuoyunda geniş yankı bulurken, bu artışın nedenlerine yönelik tartışmalar da yoğunlaştı.
Son dönemde kamuoyunda geniş yankı uyandıran vakaların başında ise Böcek Ailesi’nin trajik ölümü geldi. İstanbul’da tatil için bulunan aile, çeşitli restoranlarda yemek yedikten kısa süre sonra fenalaşmış; iki çocuk ve anne hayatını kaybederken baba uzun süre yoğun bakımda tutulmuştu.
Olayla ilgili yürütülen soruşturmada ilk olarak gıda zehirlenmesi ihtimali üzerinde durulsa da yapılan otopsi ve toksikoloji incelemeleri ölüm nedeninin tüketilen yiyeceklerden değil, konakladıkları otelde kullanılan kimyasal maddelerden kaynaklandığını ortaya koydu. Bu gelişme hem gıda güvenliği hem de işletmelerde uygulanan hijyen ve ilaçlama süreçlerinin denetimi konusunda yeni tartışmaları beraberinde getirdi.

Konuyla ilgili görüşüne başvurduğumuz Gıda Mühendisi Necdet Çelik, yalnızca tekil hatalarla açıklanamayacak bu tabloya dikkat çekerek, gıda güvenliği süreçlerinin daha sıkı takip edilmesi gerektiğini vurguluyor.
“Tesadüf değil sistemsel bir sorun”
Gıda güvenliği alanında uzun süredir çalışmalar yürüten Çelik, yaşanan vakaların ardında yapısal eksiklikler bulunduğuna değinerek “Bu yaşananlar tesadüf değil, sistemsel bir sorun. Denetim yetersizliği ve merdiven altı üretimin artışı riskleri büyütüyor” ifadelerini kullandı.
Gıda zehirlenmelerinin tek bir nedene indirgenemeyeceğini belirten Çelik, “Zehirlenmeler bazen bozuk gıdalardan, bazen yanlış saklama koşullarından, bazen de ilaçlamadan kaynaklanıyor. Fosfin gibi kimyasalların yanlış kullanımı çok ciddi sonuçlar doğurabilir. Ayrıca sahte alkol vakaları hâlâ önemli bir risk,” sözleriyle devam etti.

Gıda Mühendisi Necdet Çelik
İlaçlı zehirlenme ve gıda zehirlenmesi arasında farklar var
Özellikle Böcek ailesinin yaşamını yitirdiği zehirlenmeye değinen Çelik, “Böcek ailesinin kaldığı otelde kullanıldığı iddia edilen Fumigas 57 maddesi ise zehirli, alevlenir ve çevre için zararlı bir maddedir. %57 oranında alüminyum fosfit içerir. Alüminyum fosfit suyla temas ettiğinde alevlenir gaz çıkarır. İlaç kullanıldıktan sonra aileye haber verilmediğini düşünüyorum,” ifadeleriyle devam etti.
İki farklı zehirlenmenin farkına dikkat çelen Çelik, “İlaçlama kaynaklı zehirlenmelerde ortamda zehirli gaz açığa çıkar ve insanlar bu gazı soluduğu için zehirlenmeler yaşanır. Gıda zehirlenmelerinde ise durum farklıdır. Kullanılan ürünün son tüketim tarihi geçmiş olabilir, ürüne gereğinden fazla ısı verilmiş olabilir ya da uygun sıcaklık koşulları sağlanmamış olabilir. Yeterince yıkanmayan sebze-meyveler, hazırlayan kişinin el temizliği gibi hijyen sorunları da salmonella gibi zehirlenmelere sebep olabilir,” dedi.

İşletmelerde yapılan ciddi ihmaller söz konusu
Özellikle toplu tüketim yapan işletmelerde karşılaşılan sorunlara dikkat çeken Çelik, “En çok rastlanan eksiklikler arasında çalışan hijyeni, uygun ısıda saklama, numune alma süreçlerinin zayıf olması ve trans yağ gibi sağlıksız bileşenlerin kullanılması var. Özellikle döner gibi sürekli ısı altında duran yiyeceklerde kontrol çok önemli,” sözleriyle devam etti.
Katkı maddeleri ve ambalaj riski
Gıdalardaki katkı maddelerinin de önemli bir başlık olduğunu söyleyen Çelik, “Hazır çorba, cips, işlenmiş et ürünleri gibi birçok gıdada MSG var. Ayrıca plastik ambalajlı ürünlerin güneşte uzun süre beklemesi kimyasal geçişe yol açabilir,” ifadelerini kullandı.
Yurttaşların kendi günlük yaşamlarında alabileceği etkili önlemleri sıralayan Çelik; etiket, içerik ve son kullanma tarihi mutlaka kontrol edilmeli, dışarıda yemek yerken yiyeceğin görünümü ve kokusu gözlemlenmeli, özellikle tavuk döner gibi riskli ürünlerde pişme derecesine dikkat edilmeli, işlenmiş et ürünleri sınırlı tüketilmeli, süt ve süt ürünlerinde bozulma belirtisi olup olmadığı kontrol edilmeli,” sözleriyle devam etti.

İşletmelere uyarı: “HACCP planı olmadan olmaz”
Gıda işletmelerinde sistemli bir denetim mekanizmasının zorunlu olduğuna dikkat çeken Çelik, “HACCP planı oluşturmak ve buna uymak kritik. Hijyen kurallarına bağlı kalınmalı, personel düzenli eğitilmeli. İnsan sağlığı ticari kaygıların önünde olmalı,” dedi.
Çelik, “Şüpheli bir durumla karşılaşıldığında mutlaka bildirim yapılmalı. Toplum sağlığını korumak hepimizin sorumluluğu” diyerek sözlerini tamamladı.




