Türk öykücülüğünün usta kalemi Sait Faik Abasıyanık’ın modern anlatının kilometre taşları arasında gösterilen eseri Alemdağ’da Var Bir Yılan, edebiyat okurlarının gündeminde yer almaya devam ediyor.

İlk yayımlandığı günden bu yana özgün dili ve gerçeküstü atmosferiyle dikkat çeken eser, özellikle yazarın iç dünyaya yönelen anlatımının en güçlü örneklerinden biri kabul ediliyor.

1954’te yayımlanan kitap, Sait Faik’in klasik öykü anlayışının dışına çıktığı, bilinç akışı ve soyut anlatımı yoğun biçimde kullandığı dönemin ürünü olarak değerlendiriliyor. Eleştirmenlere göre eser, Türk edebiyatında modernist kırılmanın en belirgin metinleri arasında yer alıyor.

Kitapta yer alan “Yılan Uykusu” öyküsü ise şiirsel dili ve imgesel yoğunluğuyla öne çıkıyor. Öyküde insanın iç sesi, sevgi, yalnızlık ve varoluş sorgusu dikkat çekici bir atmosfer içinde işleniyor.

“Yılan Uykusu”ndan dikkat çeken bölüm

“İşte karşı karşıyasın. Haydi bakalım. Söyle söyleyeceğini. De diyeceğini. Dinler de. Tatlı tatlı dinler de. Sevgiden söz aç. Ne çıkar; o seni anlarsa değil, sen onu anlarsan bir şeyler olacak.

(…)

Birdenbire bulunduğumuz odanın kapısı açılıverdi. İçeriye rüzgâr girdi. Soğukla beraber yapraklarını dökmüş bir ağaç girdi. Ağacın arkasından duman, dumanın arkasından bir kuş, kuşun arkasından bir bulut girdi.”

Kurban Bayramı'nda müze ve ören yerlerine 1,5 milyondan fazla ziyaretçi
Kurban Bayramı'nda müze ve ören yerlerine 1,5 milyondan fazla ziyaretçi
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, eserin özellikle genç okurlar tarafından yeniden keşfedildiğini belirtirken, Alemdağ’da Var Bir Yılan’ın Türk öykücülüğünde deneysel anlatımın en güçlü örneklerinden biri olmayı sürdürdüğünü vurguluyor.

Muhabir: REYHAN CANAN ŞEN