Gecenin dinginliğinde, aşkın o tanımsız ve karmaşık doğasına dair bir yolculuğa çıkmak isteyen sinemaseverler için "Fakat Müzeyyen Bu Derin Bir Tutku", harika bir seçim. Başrollerini Erdal Beşikçioğlu ve Sezin Akbaşoğulları’nın paylaştığı yapım, henüz hiçbir kitabı yayımlanmamış bir yazar olan Arif’in, kendi iç dünyasındaki sorulara cevap ararken "kadınlara" ve özellikle Müzeyyen’e çarparak durmasını konu alıyor.

Film, alışılagelmiş romantik hikayelerin aksine, aşkın mülkiyet içermeyen, özgür ve bir o kadar da acıtan tarafını cesurca işliyor. Arif’in Müzeyyen ile yaşadığı süreç, aslında bir erkeğin kadın dünyasını anlama çabasının ve bu çaba sırasında kendi sınırlarını keşfedişinin şiirsel bir dışavurumu.

İpekyolu Belediyesi'nden Sanat Sokağı'nda çevre temizliği farkındalığı
İpekyolu Belediyesi'nden Sanat Sokağı'nda çevre temizliği farkındalığı
İçeriği Görüntüle

"Henüz yazılmamış bir hikâyenin içinde kaybolmak"

Film, özellikle diyalogları, eşsiz İstanbul manzaraları ve hikâyeye ruh katan müzikleriyle izleyiciyi içine çekiyor. Arif’in "Müzeyyen, sanki bir yerden tanıdık ama bir türlü çıkaramıyorum" tadındaki içsel sancıları, her izleyicinin kendi geçmişinden bir parçayı bulabileceği kadar sahici.

Müzeyyen ise sadece bir sevgili değil; Arif için hem bir esin kaynağı hem de hayatın kendisi kadar öngörülemez bir duraktır. Eğer bu gece tutkunun, vazgeçişin ve "sevmek mi, sahip olmak mı?" sorusunun peşine düşmek isterseniz, Müzeyyen’in gizemli dünyasına bir şans vermelisiniz.

Muhabir: OKTAY DİNCER