Mustang, rüzgârın Karadeniz kıyılarında özgürce estiği bir yaz gününde başlar; masum bir oyunun, ağır yargılara dönüşmesiyle kız kardeşlerin dünyası daralmaya başlar.
Deniz Gamze Ergüven, beş genç kızın gözlerinden bakarak gelenek, baskı ve itaat kavramlarını sorgular; bunu yaparken karanlık bir dramdan çok, umutla parlayan bir direniş hikâyesi anlatır.
Ev, giderek bir kaleye; kurallar, görünmez parmaklıklara dönüşür. Ama her kilidin bir anahtarı vardır: dayanışma, cesaret ve hayal gücü. Film, gençliğin enerjisini kameraya taşıyan canlı ritmiyle izleyiciyi içine çekerken, kadınların bedenleri ve hayatları üzerindeki söz hakkı tartışmasını evrensel bir dile taşır.
Kız kardeşlerin kahkahaları, korkuları ve küçük isyanları; karanlığı yaran bir ışık gibi çoğalır. Mustang, acının içinden umut çıkaran bir şiir gibidir: Ne kadar bastırılırsa bastırılsın, özgürlük arzusu yolunu mutlaka bulur.
Öte yandan film, dünya prömiyerini Cannes Film Festivali’nde Yönetmenlerin On Beş Günü bölümünde gerçekleştirerek Europa Cinema Label ödülünü kazandı. 88. Akademi Ödülleri’nde Fransa adına Yabancı Dilde En İyi Film dalında aday gösterilirken, aynı kategoride Altın Küre adaylığı da elde etti. Böylece Fransa, 1959 yılından bu yana ilk kez Fransızca olmayan bir filmi Oscar’a aday göstermiş oldu.
Mustang, ayrıca 21. Saraybosna Film Festivali’nde En İyi Film seçilerek Saraybosna’nın Kalbi ödülünün sahibi oldu. Filmde beş kız kardeşi canlandıran Güneş Şensoy, Doğa Doğuşlu, Tuğba Sunguroğlu, Elit İşcan ve İlayda Akdoğan ise festivalde En İyi Kadın Oyuncu ödülüne layık görüldü.





