Her Şey Çok Güzel Olacak, Ömer Vargı’ın yönetmenliğinde, 1998 yılında Türk sinemasına hem mizah hem de melankoli taşıyan bir anlatı olarak kazandırıldı. Yapımcılığını Mine Vargı üstlenirken, görüntü yönetmenliğinde Gary Turnbull’un imzası bulunur.
Filmin merkezinde, birbirinden uzun yıllar kopmuş iki kardeş vardır: Altan ve Nuri. Cem Yılmaz’ın canlandırdığı Altan, hayallerini gerçekleştirme telaşı içinde savrulurken; Mazhar Alanson’ın hayat verdiği Nuri, daha sakin ve kırılgan bir dünyanın içinde var olmaya çalışır.
Bir kavganın gölgesinde yeniden karşılaşmaları, yalnızca bir tesadüf değil, geçmişin ertelenmiş hesaplaşmasıdır. Altan’ın Nuri’nin çalıştığı ecza deposunu kendi hayaline açılan bir kapı olarak görmesiyle başlayan süreç, iki kardeşi istemeden de olsa karanlık ve absürt olayların içine sürükler.
Film, komedinin hafifliğini taşırken aynı zamanda insanın kendi kırılganlığıyla yüzleşmesini de anlatır. Kardeşlik bağının ince çizgisinde, umut ile hayal kırıklığı birbirine karışır; karakterler ise her şeye rağmen “iyi olma ihtimali”ne tutunur.
Müzikleri Mazhar Alanson tarafından hazırlanan film, yalnızca diyaloglarıyla değil, sessizlikleriyle de konuşur. Enstrümantal parçalar ve filmden alınan anlar, hikâyeye nostaljik ve içe dönük bir atmosfer kazandırır.




