Hatay’da doğup büyüyen ve uzun yıllardır Dom, Roman ve Abdal topluluklarının hak mücadelesinde aktif rol oynayan Mehmet Kuyumcu, "Kendi hikâyemizi biz anlatalım" diyerek yola çıktı ve Dom topluluğunun yaşamını konu alan sarsıcı bir belgesele imza attı: “Iskalanmış Hayatlar: Domlar.”
Belgesel, Hatay’daki Dom topluluklarının maruz kaldığı sosyal dışlanma, kurduğu dayanışma ağları ve insan hakları mücadelesine odaklanıyor.
Depremde kaybolan görüntüler, yeniden başlayan mücadele
Kuyumcu, filmin çekimlerine Ali İsmail Korkmaz Vakfı (ALİKEV) desteğiyle 2021 yılında başladı. Ancak 6 Şubat 2023 depremleri, sadece Hatay'ın kimliğini değil, aynı zamanda Kuyumcu'nun aylarca topladığı tüm görüntüleri de yok etti. Elinde yalnızca depremden kısa süre önce arşivlediği 15 dakikalık bir kayıt kaldı.
Kayıplara rağmen Kuyumcu, hikâyesini anlatmaktan vazgeçmedi. Depremden bir yıl sonra Hafıza Hakikat Adalet Merkezi desteğiyle çekimlere yeniden başladı ve belgeseli tamamladı. Kuyumcu, bu belgeselin topluluğun tarihini ve yaşam mücadelesini kayda alarak gelecek nesillere bırakılacak büyük bir miras olacağını düşünüyor. Belgesel, Uluslararası Roman Film Festivali'nde En İyi Film ödülünü aldı ve uluslararası platformlarda gösterildi.

Tarih boyunca süren ayrımcılık
Yönetmen Mehmet Kuyumcu, Domların tarihsel yolculuğunu anlatırken, topluluğun M.Ö. 400’lerden itibaren Hindistan’daki kast sistemi baskısı nedeniyle göç etmek zorunda kaldığını belirtti. Anadolu’ya 1900’lü yılların başında ulaşan Domlar, bu uzun göç rotasının tamamında ciddi ayrımcılığa ve hak ihlallerine maruz bırakıldı.
Kuyumcu, belgesel çekme fikrini tetikleyen en önemli nedenlerden birinin, Domların medyada yıllardır "eğlence figürüne indirgenen" yanlış imgelerle temsil edilmesi olduğunu söyledi. Amacının, kültürü, dili ve yaşam mücadelesini içeriden bir gözle aktararak yanlış algıyı kırmak olduğunu ifade etti.

Deprem sonrası dışlanma daha da ağırlaştı
Depremin, Dom topluluklarının barınma, istihdam ve sağlık gibi temel haklara erişimde yaşadığı sorunları daha da görünür kıldığını belirten Kuyumcu, deprem sonrası yaşananları şöyle anlattı:
"Domlar, depremin ilk günlerinden itibaren geçici barınma alanlarına kabul sürecinde ciddi ayrımcılıkla karşılaştı. 'Siz kirlisiniz, çadır kurmayı bilirsiniz' gibi söylemlerle çadır kentlere alınmaları bile zorlaştırıldı. İnsanlar kendi kurdukları çadırlarda yaşamak zorunda kaldı."
Günübirlik işlerle geçinen topluluk için istihdam tamamen çöktü. Devlet yardımlarına erişimde yaşanan engeller nedeniyle birçok aile, mevsimlik tarım işçiliği için farklı illere göç etmek zorunda kaldı. Göç ettikleri yerlerde elektriksiz, susuz ve yalıtımsız çadırlarda yaşam mücadelesi verdiklerini, çocukların okul erişiminin ise neredeyse tamamen kesildiğini aktardı.
Belgeselin izleyicilerle buluşmasının ardından, insanların "Dom diye bir topluluk var mı?" sorusunu sorduğunu belirten Kuyumcu, belgeselin amacının tam da bu yanlış algıları kırarak topluluğun kimliğini ve kültürünü doğru biçimde aktarmak olduğunu sözlerine ekledi.




