Bursaspor tribünlerinden yükselen ve Kürt siyasetinin sembol isimlerinden Leyla Zana’yı hedef alan küfürlü tezahüratlara DEM Parti’den gelen açıklama, sosyal medyada yeni bir tartışma başlattı.
Parti tarafından yapılan resmî açıklamada, saldırı "cinsiyetçi ve nefret söylemi" olarak nitelendirilerek kınandı. Açıklamada ayrıca, ilgili bakanlıklar ve Türkiye Futbol Federasyonu göreve çağrılarak nefret suçlarına karşı cezai yaptırımların ağırlaştırılması talep edildi.
Ancak bu açıklama, sosyal medyada özellikle partiye yakın isimler ve partililer tarafından yeterli bulunmadı. Eleştirilerin odağında, saldırının sadece "kadın kimliğine" değil, asıl olarak "Kürt kimliğine" yapıldığı vurgusu yer aldı. Tepki gösteren kullanıcılar, Leyla Zana’ya yönelik hakaretlerin özünde Kürt düşmanlığı barındırdığını savunarak, partinin bu boyutu geri planda tutan muğlak bir dil kullanmasını eleştirdi.
Sosyal medyada öne çıkan yorumlarda, Leyla Zana’nın Kürt siyasetindeki temsil gücüne dikkat çekilerek, "Sorun sadece cinsiyetçilik değil, açık bir Kürt düşmanlığı var; bu daha net söylenmeliydi" ifadeleri kullanıldı. Tartışma, DEM Parti’nin kullandığı dilin Kürt kimliğini savunma noktasında eksik kaldığı yönündeki değerlendirmelerle büyümeye devam ediyor.
DEM Parti, Kürt siyasetinin simge isimlerinden Leyla Zana’ya yönelik tribünlerde dile getirilen küfür ve hakaretlere ilişkin yaptığı açıklamada, “Leyla Zana şahsında kadınlara yönelik cinsiyetçi saldırıyı ve nefret söylemini en sert biçimde kınıyoruz” ifadelerini kullandı.

Açıklamada, bu dilin erkek egemen, ırkçı ve faşizan bir zihniyetin ürünü olduğu vurgulandı. Parti açıklamasında ilgili bakanlıklar, spor kurumları ve Türkiye Futbol Federasyonu göreve çağrılırken, “Cinsiyetçi küfür suçtur, nefret söylemi suçtur, hedef gösterme suçtur” denildi.

Ancak açıklama, sosyal medyada özellikle DEM Parti’ye yakın isimlerin eleştirilerine de neden oldu. Tepkilerde, Leyla Zana’ya yönelik saldırının yalnızca cinsiyetçilikle sınırlı olmadığı, özünde Kürt kimliğini hedef aldığı savunuldu.
Bazı DEM’liler, “Kürt düşmanlığı” boyutuna yer verilmeyerek, manipülasyona açık açıklama olduğunu savundu.



