Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis’te düzenlediği haftalık grup toplantısında konuştu. Yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk de grup toplantısına katıldı.

Tuncer Bakırhan, 4 Kasım’da düzenlenen Kobani operasyonlarına değindi, eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ’ın da aralarında bulunduğu siyasetçilerin tutuklanmasının yıldönümü olduğunu hatırlattı, “Bu süreç hukukun siyasi bir araç olarak kullanılmasına geçişi hızlandırdı. 4 Kasım sonrasında hukuk çok daha fazla keyfiyet alanına çekildi. Geçen tüm zorlu süreçlere rağmen ne biz dışarıdakiler ne de tutsak arkadaşlarımız mücadeleden vazgeçtik, geri adım atmadık. Barışın, eşitliğin, özgürlüğün en ön saflarında olmaya devam ettik” ifadelerini kullandı.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, AİHM’in Selahattin Demirtaş hakkındaki hak ihlali kararını hatırlatarak, “Sürgündeki arkadaşlarımız ülkesine, tutsak siyasetçiler meydanlara, barış da artık bu topraklara dönmelidir” dedi.

DEM Parti İmralı heyetinin Abdullah Öcalan ile görüştüğünü ifade eden Bakırhan, “Öcalan, Kürt olgusunun Cumhuriyet’in yasallığına dahil edilmesi için demokratik entegrasyona dikkat çekerek ciddiyet ve sorumluluğa davet ettiğini belirtmiş. Peki bunu nasıl yapacağız? Elbette demokratik entegrasyon yasalarını geçirerek yapacağız. Nedir bu demokratik entegrasyon? Bu kavram özce ‘birbirine alışma, sahip çıkma, uyum'dur. Sayın Öcalan’ın önerdiği demokratik entegrasyon, ‘Var ol’ der, ‘Sen Kürt olarak, o Türk olarak, diğeri Süryani, Alevi olarak, hep birlikte demokratik Cumhuriyeti’nin eşit yurttaşları olarak yaşayalım’ der” dedi.

Meteoroloji'den haftalık hava durumu tahmini: Sıcaklıklar yükseliyor
Meteoroloji'den haftalık hava durumu tahmini: Sıcaklıklar yükseliyor
İçeriği Görüntüle

“Birileri bu süreci asimilasyon süreci olarak tarif ediyorlar” diyen Bakırhan şöyle devam etti: “Demokratik entegrasyon, halkların ve inançların kendi diliyle, kültürüyle, kimliğiyle özgürce yaşamasının adıdır. Devletin görevi halkları birbirine benzetmek değil, herkese eşit mesafede durarak her birinin kendi kökleriyle büyümesini güvence altına almaktır. Bu yüzden demokratik entegrasyon sadece Kürt sorununun çözümü değil, Türkiye’nin topyekün demokratikleşmesinin de anahtarıdır. Kimsenin ‘devlete ters düşersem başıma iş gelir’ korkusu taşımadığı, ‘yaşam tarzım tehlikede’ diye düşünmediği bir ülkeyi ancak böyle kurabiliriz. Açıkça söylüyoruz: Demokratik entegrasyon bir bölünme değildir ama bir teslim olmak da değildir. Demokratik entegrasyon, tarafların birbirini kabul etmesi ve birlikte yaşamayı esas almasıdır. Farklı renklerin, farklı kültürlerin bir araya gelip birbirini tamamlamasıdır. Önemli olan birlik ve uyumdur.”

Muhabir: ŞİLAN ÇELİK ÇETİN