Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında toplanan Cumhurbaşkanlığı Kabinesi sona erdi. Kabine Toplantısı’nın ardından açıklamalarda bulunan Erdoğan, “Bize kimse gündem dayatamaz. Ne hükümetimizin ne milletimizin yakın vadedeki siyasi koordinatlarında erken ya da ara seçimin yer almadığını bilinmesini istiyorum.” dedi.

Erdoğan, ülke gündeminde önceliklerinin krizlerden uzak tutmak ve milletin sofrasındaki ekmeği büyütmek olduğunu vurguladı. Boş tartışmalar yerine iş yapma, hizmet üretme ve topluma fayda sağlama anlayışıyla hareket ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı, kaynakların yatırıma, üretime ve kalkınmaya yönlendirileceğini ifade etti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin küresel krizler ve çatışmalar karşısında avantajlı konumda olduğunu söyledi. Muhalefetin eleştirdiği yatırımların bugün Türkiye’yi uluslararası yatırımcılar için güvenli bir liman hâline getirdiğini belirten Erdoğan, enerji, gübre ve tarımsal üretim girdilerinde alınan önlemleri anlattı.

Eşel mobil sisteminin devreye alınarak akaryakıt fiyatlarının vatandaş üzerinde sınırlı artışla tutulduğunu belirten Erdoğan, turizm ve ihracat odaklı sektörler için toplam 120 milyar liralık yeni kredi imkânı sağlandığını duyurdu. Enflasyon programında ise herhangi bir değişiklik olmadığını ifade etti.

5G teknolojisi ve stratejik adımlar

Erdoğan, Türkiye’nin 1 Nisan itibarıyla 81 il merkezinde 5G hizmetine başladığını ve iki yıl içinde tüm ülkeye yayılacağını söyledi. Ülkenin stratejik coğrafyası, güçlü altyapısı, genç ve nitelikli iş gücü ile İstanbul Finans Merkezi gibi avantajlarının, Türkiye’yi yeni dönemin cazibe merkezlerinden biri hâline getirdiğini vurguladı.

Bölgesel gelişmeler ve diplomasi

Cumhurbaşkanı, İsrail-Filistin gerilimine dair diplomatik çabaları aktardı. Türkiye’nin barış ve adalet tarafında olduğunu, bölgede sivillerin korunması için girişimlerin sürdüğünü belirtti.

“8 Şubat’ta başlayan savaş, diplomatik çabalara rağmen maalesef can almaya, can yakmaya devam ediyor. İsrail hükümeti, savaşı sonlandırmaya dönük her türlü girişimi baltalamayı sürdürüyor. Bunun yanında İsrail, Mescid-i Aksa’yı kapalı tutarak, Filistinli mahkûmlara yönelik idam cezası getirerek, Lübnan’daki işgalini genişleterek ve komşusu Suriye’yi sürekli taciz ederek gerilimden beslenen bir ülke olduğunu kendi eylemleriyle tescil ve teyit ediyor.

Bugün bir defa çok açık söylemek durumundayız: Biz tarih boyunca olduğu gibi bugün de çatışmanın, şiddetin ve zulmün değil; hakkın, hukukun, sulhun ve istikrarın tarafındayız. Hemen yanı başımızdaki bir ülkede ateş varken, çatışma ve yıkım varken, siviller ve sivil altyapı hedef alınırken biz buna asla kayıtsız kalamayız. 14 asırdır aynı kıbleye yöneldiğimiz kardeşlerimiz sıkıntı içindeyken biz kendimizi rahat hissedemeyiz.

Türkiye olarak İran’ı ve Körfez’i etkileyen bu savaşın ilk gününden beri kardeşlik hukukumuzun gereklerini en güzel şekilde yerine getirdik. Kim yaparsa yapsın, doğruya doğru, yanlışa yanlış demekten çekinmedik. Savaş uzadıkça yangının başka ülkelere de sirayet edebileceğine dikkat çektik. Çatışmaların 38. günü geride kalırken, bölgemiz adına aynı endişeleri taşımaya maalesef devam ediyoruz.

Artan riskler karşısında Cumhurbaşkanı olarak şahsım bir taraftan, bakan arkadaşlarımız diğer taraftan diplomatik temaslarımızı hızlandırdık. Silahların susması ve müzakereye alan açılması için, eğer iğne ucu kadar şans varsa bunu değerlendirmenin samimi gayreti içindeyiz. Temennimiz, bu hukuksuz, anlamsız, gayrimeşru ve tüm insanlık için son derece maliyetli savaşın bir an evvel sona ermesidir.

Dünyada barışın sesini yükseltmenin her zamankinden daha önemli hâle geldiği kritik günlerden geçiyoruz. Türkiye olarak barış için sesimizi yükseltmeyi sürdüreceğiz. Burada şunu da hatırlatmak istiyorum: Atalarımızın ifadesiyle gün olur, devran döner. Sırf siyasi ömürlerini uzatmak uğruna bugün barışı dinamitleyenler, yarın kendilerinin de barışa, adalete ve hukuka ihtiyaç duyacaklarını akıllarından çıkarmasın. Tarih bunun sayısız örnekleriyle doludur.

İşte en son Adolf Hitler, bir türlü dizginleyemediği ihtiraslarının kurbanı olmuş; hem kendine, hem halkına, hem de dünyaya büyük acılar yaşatmıştır. Bugün Hitler’in izinden gidenler sadece insanlığa karşı değil, kendi vatandaşlarına karşı da benzer bir zulüm uygulamaktadır. Uluslararası toplumun artık bu gidişe bir dur demesinin vakti gelmiştir.”

Çözüm süreciyle ilgili açıklama

Erdoğan, çözüm sürecinin 17 aylık sürede kritik eşikleri aştığını ve siyaset kurumunda sağduyu ve uzlaşı temelinde yürütüldüğünü söyledi.

“Gerek dünyanın gidişatı gerekse bölgemizdeki gelişmeler, ülkemizde iç cephemizi tahkim etmek, huzur, güvenlik ve kardeşliği güçlendirmek amacıyla başlattığımız “Terörsüz Türkiye” sürecinin önemini göstermiştir. Başarısı için üzerinde titrediğimiz süreç, 17 aylık zaman diliminde hamdolsun birçok kritik eşiği aşmış, direnç testlerinden güçlenerek çıkmıştır.

DEM Partili Varlı'dan Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku için 5 bakanlığa soru önergesi
DEM Partili Varlı'dan Rojin Kabaiş ve Gülistan Doku için 5 bakanlığa soru önergesi
İçeriği Görüntüle

Millî dayanışma, kardeşlik ve demokrasi komisyonumuz, uzlaşı ruhuyla kaleme aldığı ve onayladığı nihai raporuyla sürece ufuk çizmiştir. Siyaset kurumunda, sürecin sağduyuyla ve uzlaşı temelinde yürütülmesi noktasında genel bir mutabakat oluşmuştur.”

Kaynak: HABER MERKEZİ