AK Parti Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin grup toplantısında İran’a yönelik saldırılar ve bölgedeki krizlere ilişkin uyarılarda bulundu, Türkiye’nin diplomasi ve güvenlik yaklaşımını açıkladı.
Bölgede devam eden çatışmalara değinen Erdoğan, ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ağır tahribat oluşturduğunu belirtti. Saldırılar sonucunda 175 kız öğrencinin yaşamını yitirdiğini, İran’daki ölü sayısının 2 bine ulaştığını aktaran Erdoğan, “Bu savaş büyümeden bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak mümkündür” dedi.
“Bölgemizde uzun bir süredir krizlerin ve çatışmaların ardı arkası kesilmiyor. Kuzeyimizden güneyimize mevcut çatışmalar sona ermeden maalesef bunlara her gün bir yenisi ekleniyor. İşte en son İsrail’in tahrikleriyle komşumuz İran’a karşı başlatılan savaş, hem coğrafyamızda hem de küresel ekonomi üzerinde ağır bir tahribat oluşturdu. Sorunların masada çözülme imkan ve ihtimali varken; yanlış hesaplar, yanlış değerlendirmeler ve elbette gözünü kan bürümüş bir şebekenin kışkırtmaları neticesinde bölgemiz yeniden kan ve barut kokusuyla kaplandı.
Saldırının başladığı ilk gün bir ilkokulda maalesef 175 kız öğrenci katledildi. İran'da hayatını kaybedenlerin sayısı iki bine ulaştı. Bu arada dini lider Ali Hamaney başta olmak üzere üst düzey İranlılar suikast yoluyla öldürüldü. Komşumuz İran'ın altyapısına ağır zayiat verdirildi. Ekonomik ambargo ve ağır yaşam koşulları altındaki İran halkı şimdiden her gün devam eden bombardımanla hayatta kalma mücadelesi veriyor.
Kadın, çocuk, yaşlı, sivil ayrımı yapmadan topyekûn bir halka, gelişmelerde hiçbir sorumluluğu yokken ağır bedeller ödetildiğini üzülerek görüyoruz. Petrol üretim tesislerinin, su ve enerji altyapısının, ulaştırma altyapısının vurulduğuna, insanların cezalandırıldığına şahit oluyoruz. Öte yandan İran'a yönelik saldırılar, başta petrol fiyatlarının artması olmak üzere küresel ekonomi üzerinde de ciddi baskı kuruyor. Şimdiden sadece savaşın bizzat içindeki ülkeler değil, bütün dünya bu çatışmaların faturasını ödemeye hazırlanıyor. Bu anlamsız, kuralsız ve hukuksuz savaşın devam etmesi durumunda daha fazla can ve mal kaybı olacağını, küresel ekonominin faturasının daha da kabaracağını hepimiz şimdiden görüyoruz.”
Cumhurbaşkanı, Türkiye’nin bölgedeki krizlere duyarsız kalmayacağını vurguladı: “Biz krizlerin çözümü için risk ve sorumluluk alan bir devlet ve hükümetiz.”
“Bakınız burada bir hususun altını özellikle çizmek istiyorum; Türkiye olarak çevresindeki krizlere duyarsız kalan, kriz anlarında dost ve kardeşlerine sırtını dönen bir ülke değiliz. Biz "bana dokunmayan yılan bin yaşasın" zihniyetiyle hareket eden nemelazımcı bir ülke hiç değiliz. Tam tersine biz krizlerin çözümü için risk alan, sorumluluk alan, gerektiğinde elini taşın altına koyan bir devletiz, böyle bir hükumetiz. Nitekim gerilimin çatışmaya dönüşmesini engellemek, meselenin müzakere ile çözülmesini sağlamak için yıllardır çaba sarf ediyorduk. Çatışmaların başladığı günden bugüne hem İran hem Amerika Birleşik Devletleri hem de ilgili bölge ülkeleriyle temaslar kurduk. Bu kapsamda 20'nin üzerinde telefon görüşmesi gerçekleştirdim. Diğer arkadaşlarımız aynı şekilde muhataplarıyla sürekli temas içinde oldular.
Elbette şu anda da silahların susması için umudumuzu halen kaybetmedik. Bu savaş büyümeden, bölgeyi tamamen ateşe atmadan durdurulmalıdır. Şayet diplomasiye şans tanınırsa bunu başarmak pekâlâ mümkündür. Yeniden masaya ve müzakereye dönülmesi, yeniden diplomasinin devreye alınması için girişimlerimizi sabırla sürdürüyoruz. İçinde bulunduğumuz sürecin hassasiyetine binaen çok dikkatli konuşuyor, kelimelerimizi özenle seçiyoruz. Türkiye'yi rotasında tutmak ve etrafını saran ateşten korumak için son derece temkinli hareket ediyoruz. Aynı şekilde başta mezhep kavgası olmak üzere bölgemizde sahnelenmek istenen kanlı senaryolara karşı da gerekli tedbirleri alıyoruz. Dün Milli Savunma ve Dışişleri Bakanlarımız Gazi Meclisimizi kapalı oturumda bilgilendirdi.”
Erdoğan ayrıca Türkiye’nin mezhep, ırk ve dil ayrımı gözetmeden, haksızlığa uğrayan herkesin yanında olduğunu ifade etti.
“Burada şunu da ehemmiyetine binaen özellikle ifade etmek istiyorum: Biz, bölgemizin tamamına olduğu gibi kardeş İran halkına da 'bu Şii'dir, bu Sünni'dir, bu Türk'tür, bu Kürt'tür' diye hiçbir zaman bakmadık ve bakmıyoruz. Millet olarak bizim için Türk, Kürt, Arap, Şii, Sünni değil, sadece insan vardır. İster yanı başımızda ister dünyanın öbür ucunda olsun; haksızlığa uğrayan, mağdur edilen, sıkıntı çeken kim varsa biz onun yanındayız. Daha önce komşumuz Irak'ta bunu yaptık. 15 sene evvel kıtlıkla boğuşan Somali'de bunu yaptık. 13,5 yıl boyunca komşumuz Suriye'de bunu yaptık. 5. yılına giren Rusya-Ukrayna arasındaki savaşta bunu yapıyoruz. Sudan'da, Lübnan'da, Yemen'de, Libya'da ve daha pek çok yerde bunu yaptık, yapmaya da devam ediyoruz.
Irk ayrımını, mezhep ayrımını, din, dil, köken ayrımını reddediyoruz. Daha önce de söyledim, bugün üzerine basarak tekrar ediyorum: Bizim Sünnilik, Şiilik gibi bir dinimiz yok. Bizim tek bir dinimiz var, o da İslam. Hangi itikatla olursak olalım, bizi bütünleştiren ortak paydamız yine İslam. Mezheplerimizden, kökenlerimizden önce hepimiz insanız ve Müslümanız. Hazreti Ali bizim, Hazreti Ömer de bizim. Hazreti Osman bizim, Hazreti Hasan ve Hüseyin de bizimdir. Hazreti Ayşe validemiz bizim, Hazreti Zeynep annemiz de bizimdir.”
"Yasa teklifimizi Meclis'e sunduk"
Erdoğan, dijitalleşmenin çocuklar üzerindeki etkilerine de değinerek, “Çocuklarımızın şiddet ve müstehcenlik gibi içeriklere bu kadar kolay ulaşabilmesi kabul edilemez. Dijital dünyada önleyici tedbirlerle onları güvenli ve bilinçli bireyler olarak yetiştirmeyi amaçlıyoruz” dedi.
“Çocuklarımızın şiddet, müstehcenlik, zorbalık ve istismar gibi içeriklere bu kadar kolay bir şekilde ulaşabilmesi kabul edilemez. Bizim amacımız çocuklarımızı dijital dünyadan koparmak değildir. Tam tersine gayemiz; onları tehlikelerle dolu bu dünyada güvenli, bilinçli ve güçlü bireyler olarak var edebilmektir. Devletin, toplumun ve ailenin görevi de esasen budur. Dijital dünyada çocuklarımızı korumayı amaçlayan, çocuğun üstün yararını esas alan, önleyici ve koruyucu bir anlayışla hazırladığımız yasa teklifimizi biliyorsunuz geçtiğimiz hafta Meclisimize sunduk. Düzenlemeyle sosyal medya platformlarına gerçek ve güvenilir yaş doğrulama mekanizmalarını uygulama zorunluluğu getirmeyi hedefliyoruz. Siyasi parti ayrımı olmaksızın hepimizi ilgilendiren, çok daha önemlisi geleceğimiz olan evlatlarımızı ilgilendiren bu teklifin Meclisimizin değerli katkıları ve önerileriyle yasalaşacağına inanıyorum.”
Öte yandan Cumhurbaşkanı Erdoğan, emeklilerin maaş ödemelerinin 14 Mart’ta yapılacağını ve bayram ikramiyelerinin bayram öncesi hesaplara yatırılacağını duyurdu.




