Cumhurbaşkanı Başdanışmanı ve Cumhurbaşkanlığı Hukuk Politikaları Kurulu Başkanvekili Mehmet Uçum, çözüm süreci, Kürtlerin geleceği ve bölgesel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Mehmet Uçum, çözüm sürecinin bir devlet inisiyatifi olarak başladığını ve devlet politikası olarak kararlılıkla sürdürüldüğünü belirterek, gelinen aşamanın “tarihi” nitelik taşıdığını ifade etti. Sürecin 1 Ekim 2024’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM açılış konuşmasıyla ivme kazandığını hatırlatan Uçum, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin katkılarına da dikkat çekti.

“Bir devlet inisiyatifi olarak başlayan ve devlet politikası olarak devam eden Terörsüz Türkiye hedefine yönelik süreç, bu süre zarfında terörsüz bölge amacıyla birleşerek çok önemli bir aşamaya geldi. Görünür yönüyle 1 Ekim 2024’ten beri devrede olan Terörsüz Türkiye’ye geçiş süreci, geçen 16 aylık zamanda birçok ilerlemeyle hedefe erişmenin eşiğine ulaştı.

Bu ilerlemelerin öne çıkanlarına değinmek gerekirse önce Türkiye Büyük Millet Meclisinin (TBMM) 1 Ekim 2024 yasama yılı açılışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yaptığı tarihi konuşmayla ve MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin öncü hamleleri ve olağanüstü katkılarıyla Terörsüz Türkiye hedefine yönelik devlet inisiyatifi devreye girdi.”

YSK, CHP'ye mutlak butlan ile ilgili ret kararının gerekçesini açıkladı
YSK, CHP'ye mutlak butlan ile ilgili ret kararının gerekçesini açıkladı
İçeriği Görüntüle

Yazıda, 27 Şubat 2025’te PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısı, 12 Mayıs 2025’te örgütün fesih kararını açıklaması ve 11 Temmuz 2025’te silah bırakma sürecine ilişkin adımların önemli eşikler olduğu vurgulandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 12 Temmuz 2025’te yaptığı ve “Kardeşlik Manifestosu” olarak nitelendirilen konuşmanın süreci yeni bir aşamaya taşıdığı ifade edildi.

Uçum, TBMM’de kurulan Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonunun geçiş süreci hukukuna ilişkin çalışmalar yürüttüğünü, bu sürecin yasal düzenlemelerle tamamlanmasının hedeflendiğini aktardı.

“Kürtlerin geleceği üzerinden yürütülen tartışmalar demagojik”

Mehmet Uçum, özellikle Suriye’deki gelişmeler üzerinden Kürtlerin geleceğine ilişkin karamsar ve manipülatif söylemler üretildiğini belirterek, bu tartışmaların gerçekçi olmadığını savundu. Kürtlerin “duygusal kopuş” yaşadığı iddialarının somut dayanağı bulunmadığını ifade eden Uçum, etnik kimlik üzerinden yürütülen siyasetlerin Kürtleri istismar ettiğini dile getirdi.

Suriye’de SGD’nin Kürtleri temsil kabiliyetini kaybettiğini belirten Uçum, bu yapıların örgütsel çıkarları Kürtlerin geleceğinin önüne koyduğunu söyledi. Uçum’a göre, bu unsurların önünde tek seçenek, “terörsüzlük ve demokratik bütünleşme” sürecine destek vermek.

DEM Parti ve siyasi temsil değerlendirmesi

Yazıda, DEM Parti’nin son dönemdeki tutumlarına da değinildi. Uçum, partiye Türkiye partisi olma yönünde tarihi bir fırsat doğduğunu, ancak bu fırsatın yanlış politikalarla heba edilmemesi gerektiğini ifade etti.

“DEM temsil alanlarının Suriye’deki son gelişmelerle birlikte sapmalar yaşadığı ve yanlışlar yaptığı görüldü. Münfesih terör örgütü ile Kürtleri özdeş gören yaklaşımlar, Suriye’de Kürtlerin tarihi kazanımlarını göz ardı eden tutumlar, DEM temsil alanlarının ciddi yanlışları olarak öne çıktı. Bu nedenle DEM temsil alanlarının son dönem pratikleri, Öcalan’ın iradesine başkaldırı olarak görülebilir ve kendi seçmeninin iradesini tanımamak şeklinde değerlendirilebilir. Hele Türk bayrağına yönelik saldırıda DEM’in doğrudan veya dolaylı rolünün olduğu izlenimi, DEM için hayati önemde bir sorundur çünkü bayrak düşmanlığı devlet düşmanlığıdır. Devlete hem düşmanlık yapıp hem de devletle işbirliği yapmak, ayrıca tüm Türkiye’ye hitap eden meşru ve legal bir siyasi aktör olmak mümkün değildir.

Oysa DEM’in kendini yenileme, Türkiye partisi olma iddiasını pratikte hayata geçirme imkanları, geçmişe göre çok daha fazla arttı. Bugün DEM, Türkiye partisi olma iddiasını sözde değil pratikte gerçekleştirecek tarihi bir fırsata sahiptir. Bu fırsatı heba etmemek gerekir. DEM’in Türkiye partisi olma fırsatını kullanması, Öcalan’ın barış ve demokratik toplum perspektifine de uygun ve doğru politika olur. Aksi halde DEM’in de yenilenmesi gibi bir konu kaçınılmaz olarak gündeme gelir.”

“Tek devlet, tek millet Türkiye’nin nesnel gerçeğidir”

Mehmet Uçum, Türkiye’de Kürtlerin kimliğine dair bir gelecek sorunu bulunmadığını belirterek şu görüşlere yer verdi: “Türkiye Cumhuriyeti, Türkiye halkının tüm unsurlarının olduğu gibi Kürtlerin de milli devletidir. Kürtler, Türk milletinin asli kurucu unsuru ve ayrılmaz parçasıdır.”

Uçum, Türk milletinin etnik temelli değil, cumhuriyet vatandaşlığına dayalı kapsayıcı bir millet anlayışı olduğunu vurguladı. Türklerin, Kürtlerin ve diğer tüm toplulukların Türkiye halkının asli unsurları olduğunu ifade eden Uçum, Türkiye Yüzyılı’nın “Türk ve Kürt yüzyılı” olduğunu kaydetti.

Yeni anayasa çalışmalarında Türk vatandaşlığının etnik ve dini aidiyetlerden bağımsız şekilde tanımlanabileceğini belirten Uçum, Türkçenin tek resmi dil olduğunu vurgularken, Kürtçenin sosyal, kültürel ve eğitim alanlarındaki özgürlüklerinin anayasal güvence altına alınabileceğini ifade etti.

Öte yandan Uçum, Suriye, Irak ve İran’daki Kürtlerin geleceğine ilişkin değerlendirmelerinde, her ülkenin kendi bütünlüğü içinde çözümün mümkün olduğunu belirtti. Türkiye’nin bölgedeki Kürtler açısından en güçlü güvence olduğunu vurgulayan Uçum, Türkiye’nin bölge Kürtlerinden vazgeçmeyeceğini ifade etti.

Kaynak: AA