CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve beraberindeki heyet, bugün DEM Parti Genel Merkezi’ni ziyaret etti. Görüşmede CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, Hukuk Politikalarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Gökçe Gökçen ve İnsan Haklarından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu hazır bulundu.

DEM Parti tarafından karşılanan heyette Eş Genel Başkanlar Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Merkezi Örgütlenme Komisyonu Eşsözcüsü Elif Bulut ve Demokratik Yerel Yönetimler Kurulundan Sorumlu Eş Genel Başkan Yardımcısı Mehmet Rüştü Tiryaki yer aldı. Basına kapalı gerçekleşen görüşme yaklaşık 1 saat 40 dakika sürdü.

Görüşme sonrası basına açıklamalarda bulunan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, görüşmede Türkiye ekonomisinin kırılganlığı ve İran Savaşı’nın yol açtığı riskleri ele aldıklarını belirterek, “Savaşın yükü en kırılgan grupların sırtına biniyor. İspanya, elektrik ve doğal gazda ciddi vergi indirimleri ve destekler açıklarken, Türkiye’de tek gecede elektriğe ve doğalgaza yüzde 25 zam yapılmakta” dedi. Özel, CHP’nin hazırladığı ekonomik önlem önerilerini Eş Genel Başkanlar ile paylaştığını söyledi.

Çözüm süreci ve demokratik haklar konusuna da değinen Özel, Hatay’ın Can Atalay’ın Meclis’te yer almadığını, kayyımların belediyelerde görev yaptığını ve gerekli adımların atılmadığını ifade etti.

“Terörsüz ve demokratik Türkiye konusunda bir rapor hazırlandı, imzalandı. Heyetin başkanı Sayın Numan Kurtulmuş’tu. O görevi kendisi yaptı. O noktada hep birlikte bekliyoruz. Raporun altıncı ve yedinci maddeleri var. Bu maddeler bir an önce hem terörün sonlanması hem demokratik adımların atılmasını gerektiriyor. Numan Bey, büyük bir memnuniyetle ifade ediyor raporun tüm partiler tarafından büyük emeklerle hazırlandığını. Numan Bey’in başkanı olduğu parlamentoda örneğin Hatay’ın seçilmiş milletvekili Can Atalay yok. Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) bir kararı uygulanmadığı için yok. Sonra o karara karşı alınmış başka bir mahkemenin kararı var. AYM’nin ikinci kararı diyor ki ‘Bu karar, Can Atalay’ın hakkında AYM kararını uygulamama kararı yok hükmündedir.’ Bu yüzden yapılması gereken tek bir iş var. Bu adım dahi atılmış değil.”

Adalet Bakanlığı'ndan 140 yeni mahkeme kararı
Adalet Bakanlığı'ndan 140 yeni mahkeme kararı
İçeriği Görüntüle

Seçim güvenliği ve ara seçim

Özel, yaklaşan seçimlerle ilgili kaygılarını dile getirerek, “Seçim güvenliği sadece seçim günüyle ilgili değil, seçmenin oyunu kullanma aşamasında da korunmalı” dedi. Ara seçim konusunda ise, Anayasa ve Milletvekili Seçim Kanunu’na göre boşalan milletvekilliği sayısı üzerinden ara seçimin yapılmasının zorunlu olduğunu vurguladı:

“Bunu AK Parti isterse olabilecek bir şey olarak tartışılıyor olmasının yanlış bir hat olduğunu değerlendiriyorum. Ben yaptığım basın toplantısında da ‘Milletvekillerini istifa ettireceğim öncelikle’ demedim. Dedim ki ‘Önce ara seçim konusunda Numan Bey ve siyaset, üzerine düşen adımı atmalı. Sonrasında benim atacağım, bizim atacağımız adımlar da olur.’ Çok konuşulduğu ve merak edildiği için söylüyorum: ‘30’u bulmadan ara seçim olmaz’, geçti. O ilk 30 aylık süreydi, o geçti. Şimdi zaten yapılması lazım. Sorunuz ‘Ara seçim olacaksa, olduğunda milletvekili istifası düşünüyor musunuz?’ Evet. Çok önemli, başta İstanbul’un tümü olmak üzere, AK Parti’nin milletin iradesine saldırdığı her yerde daha çok seçmen fikrini söylesin diye düşünüyoruz. Bu başka bir şey. AK Parti’nin ‘evet’ine kalmamış ara seçimin yapılması. Toplum sözleşmemizin 78’nci maddesinde çok net şekilde yazıyor. Ona uygun olarak çıkarılmış Milletvekili Seçim Kanunu’nun yedinci maddesinde şüpheye yer bırakmayacak şekilde yazıyor.”

Özel, ziyaretin amacını şu sözlerle özetledi:

“Biz buraya siyaset yapmak üzere gelmedik. Biz buraya siyaset kurumunun içinde bulunduğu çoklu saldırı ve milletin karşı karşıya olduğu çoklu zorluklara karşı en dayanışması gerekenler, bu zulmü yapanlara karşı bütün muhalefetin bir ve beraberce mücadele hattında olması için ve bugüne kadarki birleşik mücadelenin artırılması ve pekiştirilmesine yönelik toplam bir talebin ilk ziyaretini yapmak üzere geldik. Ev sahipliği için ve bugüne kadar partimizle gösterilmiş olan, bizleri de fevkalade memnun eden dayanışma için özellikle teşekkür ediyorum.”

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları ise yaptığı açıklamada, Türkiye’nin ekonomisine dikkat çekerek, İran savaşının petrol fiyatlarına etkisinin gıda ve temel ihtiyaç fiyatlarını artırdığı, milyonlarca yurttaşın açlık sınırının altında yaşadığı vurguladı. Hatimoğulları, tarımda dışa bağımlılığın azaltılması ve çiftçilerin desteklenmesinin gerekliliğine işaret etti.

“Hem Türkiye hem Ortadoğu ve dünyadaki siyasi ve ekonomik gelişmeleri, toplumsal gelişmeleri detaylı bir biçimde değerlendirme fırsatımız oldu. Türkiye’de çok derin bir ekonomik kriz var. Bugün konuştuğumuz en temel başlıklardan biri bu. Bu kriz, İran savaşından önce başlamış olan son derece derin bir kriz. Bugün bu ülkede insanlar açlıktan ve yoksulluktan ölüyor. Çocuklar yataklarına aç giriyor. Beslenme çantalarına bir süt ya da su dahi koyamıyor aileleri. Bugün bu ülkede 17 milyona yakın emekli var. Emekliler açlık sınırının altında maaş alıyor. Milyonlarca asgari ücretli açlık sınırının altındaki maaşla hem kira ödeyecek hem çocuk okutacak hem de yemek yiyecek, barınacak. Bu mümkün değil. Türkiye zaten son derece derin bir ekonomik krizin içinde. Savaş da bunun cabası. Savaş bu derin ekonomik krizi daha da derinleştirmiş durumda. Sayın Genel Başkan değerlendirdi. Bizler de grup toplantılarımızda defaatle değerlendirdik ve en son grup toplantımızda da acil atılması gereken adımlar hususunda önerilerimizi sunduk. İktidar muhalefetin önerilerini önemle ele almalı, dikkate almalı, hayata geçirmeli.

Bugün savaşın da müsebbip olduğu petrol fiyatlarındaki artışın iğneden ipliğe her şeye zam şeklinde yansıdığını zaten biliyoruz. Dolayısıyla bu konuda acil adımlar atılmalıdır. Burada uzun uzadıya önerdiğimiz paketi sunmayacağım ama birkaç başlığa değinmek isterim. Türkiye bir tarım ülkesi ve AKP iktidara gelmeden önce ihracatçı pozisyonundaydı, dünyada ilk 10’da yer alan bir ülkeydi. Ancak ne yazık ki birçok konuda olduğu gibi tarımda da bizleri dışa bağımlı, ithalata bağımlı hale getirdiler. Bizler bunu kökten reddediyoruz. Tarım politikalarında köklü ve radikal bir değişim şarttır. Çiftçi mutlaka desteklenmelidir. Tarımda hızlı bir şekilde üretime geçilebilmesi için çok önemli adımların atılması gerektiğinin altını bir kez daha çiziyoruz. Çiftçinin desteklenmesi, sadece çiftçinin kazanması demek değildir. Bugün bir tarım ülkesi olarak soframıza gelen domatesi, salatalığı Almanya'dan daha pahalı bir şekilde tüketmek zorunda kalıyoruz. Ülkenin geldiği hal bu. Dolayısıyla sadece çiftçiyi rahatlatmak için değil; 86 milyon yurttaşımızın gıdaya rahat ulaşabilmesini sağlamak için de bu somut adımlar mutlaka atılmalıdır.”

Ara seçim açıklaması

“Sayın Genel Başkanın konuşmasında da ifade ettiği parlamentoda eksik olan 8 milletvekili. Aslında biz bunu belki 7 diye tarif etmeliyiz. Çünkü değerli Can Atalay’ın yasa gereği de şu an parlamentoda olması lazım, hapishanede değil. Dolayısıyla bu vekillerin seçilmesi için bir ara seçim, evet, yapılabilir, yapılmalı. Daha önce de ifade ettiğimiz gibi toplum bir erken seçim beklentisi içindeyse DEM Parti olarak toplumun bu mesajını alırız. DEM Parti olarak, toplumun talepleri çerçevesinde bir olası seçime hazırlıklı olduğumuzun da altını çizmek isterim. Sizlere çok teşekkür ediyorum.”

Çözüm süreci ve yasal düzenlemeler

Görüşmede, süreç ile ilgili hızlı ilerleme çağrısı yapan Hatimoğulları, çerçeve yasanın kapsayıcı ve sonuç odaklı olması gerektiğini belirtip; siyasi etik yasasının seçilmişler ve bürokratları kapsayacak şekilde çıkarılması gerektiğini vurguladı.

“Bugün ayrıca çok temel gündemlerden biri olan bir konuyu da konuştuk. O da süreç meselesi. Biliyorsunuz, geçtiğimiz sene 27 Şubat'ta Sayın Öcalan'ın çağrısıyla Barış ve Demokratik Toplum Süreci başladı. Bu süreçle ilgili bugüne kadar atılan adımlarda nerede eksik kalındı, ne yapılabilir bu konuda? Bütün bunları hep birlikte değerlendirdik. Baştan beri bir yavaşlıkla bu sürecin ilerletilmeye çalışıldığının ve aslında ilerletilmediğinin altını biz her fırsatta çizdik. Evet, bir komisyon oluştu, bu komisyon görevini tamamladı ve parlamentoya raporunu sundu. Şimdi yapılması gereken, hukuki ve yasal düzenlemelerle ilgili paketlerin hızlıca çalışılması ve hızlıca bir çerçeve yasanın üzerinde emek verilmesidir. Ama hala bu konuda atılmış bir somut adım yok. Bu konuda iktidar partisi ve ortağı elbette hepimizden daha sorumlu. Çünkü şu anda Meclis çoğunluğu ellerinde. Bu yasanın getirilmesi kendi inisiyatifleriyle, kendi ön açıcılıklarıyla mümkün. Dolayısıyla biz buradan bir kez daha iktidara sesleniyoruz, devlet aklına sesleniyoruz. Bu süreç İran'daki gelişmeleri izlemeyi gerektiren bir süreç değildir. İran'daki gelişmelerin bir fren görevi görmesini sağlamasını gerektiren bir süreç değildir. Tam da bu kadar ekonomik yoksullukta, tam da savaşın sınırlarımıza dayandığı ve her yeri ateşin sardığı bir dönemde, barışı başta ülkemiz olmak üzere bölgede tesis edebilmenin yolu bu konuda somut adım atmaktır. Bunun tam da zamanıdır. Gecikme zamanı değildir.

Bu süreç AK Parti-DEM Parti arasına sıkıştırılmış bir diyalog ve görüşme süreci değil, 86 milyonun demokrasisinin mümkün olmasıyla gerçekleşecek bir süreçtir. Bu sürecin başarısı ana muhalefet partisi ve bütün siyasi partilerin, bütün toplumsal öznelerin ortak tavrıyla da mümkündür. Bu konuda başından beri bizlerle dayanışma içinde olan ve bu süreci başından beri destekleyen Cumhuriyet Halk Partisine ve özel olarak Özgür Özel ve Ekrem İmamoğlu’na partimiz adına teşekkürlerimizi sunuyorum. Gerçekten başından beri bu süreci büyük bir samimiyetle desteklediler. Ama bu süreci daha fazla ilerletmemiz gerekiyor. Bu sürecin ilerletilmesi için yine bahsini ettiğim gibi bütün siyasal ve toplumsal öznelerle daha güçlü, daha ilerletici bir rol oynamamız gereken bir dönemden geçiyoruz. Barışa dair sözü ve eylemi olanlar ancak Türkiye’nin geleceğinde söz sahibi olur. Gerekli yasal düzenlemelerin çıkarılması için; Türkiye’nin demokratikleşmesinde kapının aralanması için hepimizin çok daha fazla elini taşın altına koyması gereken bir dönem.”

Muhabir: DILDAR GÜLER