Van’ın simgesi olan görkemli Van Kalesi’nin hemen arkasında, tarihin sessiz tanıklığında yükselen Beylerbeyi At Çiftliği, bölgenin hem sosyal hem de rehabilite edici bir merkezi olarak öne çıkıyor. Sabahın ilk ışıklarıyla birlikte hummalı bir hazırlığın başladığı çiftlikte, atların bakımıyla başlayan süreç, gün boyunca binicilik tutkunlarının heyecanıyla devam ediyor.
Van’ın eşsiz doğasını ve sahil şeridini at sırtında keşfetme imkânı sunan bu tesis, sadece bir spor alanı değil, aynı zamanda özel gereksinimli bireyler ve öğrenciler için birer eğitim yuvası niteliği taşıyor.
Şehir hayatının gürültüsünden uzaklaşmak isteyenler için adeta bir nefes borusu olan çiftlik, modern yaşamın stresini doğanın iyileştirici gücü ve atların sadakatiyle unutturmayı hedefliyor. Eğitmenlerin gözetiminde, Van Gölü'nün serin esintisi ve kalenin mağrur duruşu eşliğinde gerçekleştirilen safari turları, ziyaretçilere unutulmaz bir deneyim vadediyor.
"Korkuların yerini sarsılmaz bir bağ alıyor"
Çiftlikteki eğitim süreci ve öğrenci portföyü hakkında bilgi veren Seyis Habip Seyhan, biniciliğin disiplin ile sevgi arasında bir köprü olduğunu şu sözlerle ifade etti: "Güne sabah erkenden gelip atlarımızı yıkayarak başlıyoruz. Kahvaltımızın ardından öğrencilerimizi ağırlıyoruz. Kolejlerden gelen misafirlerimizin yanı sıra özellikle engelli öğrencilerimizle yakından ilgileniyoruz. Eğitimlerimizi 20 dakikalık veya yarım saatlik seanslar halinde gerçekleştiriyoruz. Ortalama 5-6 seanstan sonra öğrencilerimiz maksimum seviyeye ulaşarak her şeyi öğreniyor. Bu süreçte hem attan korkmalarını önlüyoruz hem de aralarında güçlü bir bağ kurulmasını sağlıyoruz."
Seyis Habip Seyhan
"Mavi ve yeşilin buluştuğu sahil turları"
Binicilik eğitimini geleneksel sporlarla ve dış saha aktiviteleriyle desteklediklerini belirten Seyhan, tesisin sunduğu çeşitliliği şöyle anlattı: "Çiftliğimizde sadece binicilik değil, aynı zamanda geleneksel okçuluk dersleri de veriyoruz. Safari turlarımızı ise yaklaşık bir saat sürecek şekilde sahil kenarındaki özel parkurumuzda gerçekleştiriyoruz. Bu turlar sırasında fotoğraf ve video çekimlerimiz de oluyor, misafirlerimizle oldukça keyifli vakit geçiriyoruz. Çiftliğimiz açılalı 5-6 yıl oldu ancak biz çok uzun zamandır hayvancılık ve atlarla iç içeyiz."

"Sessiz dostlarla kurulan ortak bir dil"
Seyhan, "Hayvancılıkla uğraşmak insana gerçekten huzur veriyor; bütün stres ve sıkıntınızı atmanızı sağlıyor. Her sabah atlarımıza duş aldırıyor, onlarla vakit geçiriyoruz; elma, havuç ve şeker vererek aramızdaki bağı kuvvetlendiriyoruz. Eğer bir atla bağ kurmak istiyorsanız, ona kendinizi hissettirmeli ve onu sahiplenmelisiniz. Atların dili olmasa da hissettiklerinizle aranızda ortak bir dil oluşuyor,” dedi.

"Hisleri çok kuvvetli, mutlulukla yapıyorum"
Atların duygusal kapasitesinin çok yüksek olduğunu ve işini büyük bir sevgiyle yürüttüğünü belirten Seyhan, şu sözlerle devam etti: "Atların hisleri çok kuvvetlidir, karşılarındaki insanın duygularını çok iyi anlayabilirler. Onlara nasıl davranmanız gerektiğini size hissettirirler. Onları severek ve ödüller vererek aranızdaki bağı güçlendirebilirsiniz. Hayvanlarla iç içe olmak çok güzel bir duygu. Mesleğim boyunca hiçbir zorluk yaşamadım; bu işi her zaman mutlulukla yaptım ve aynı mutlulukla yapmaya devam edeceğim."






