Adını Mexico City’de geçen Roma semtinden alan film, 1970’lerin başında Meksika’da yaşanan toplumsal ve siyasal çalkantıları, gündelik hayatın sessiz ayrıntıları üzerinden ele alır. Büyük olayları arka planda tutarken, sıradan insanların yaşam mücadelesini merkeze almasıyla öne çıkar.

Filmin merkezinde, orta sınıf bir ailenin yanında çalışan genç yerli kadın Cleo bulunur. Cleo, evin çocuklarına bakan, evi ayakta tutan görünmez bir emekçidir. Ailenin babasının evi terk etmesiyle birlikte, hem evin annesi Sofía hem de Cleo kendi yalnızlıklarıyla yüzleşmek zorunda kalır.

Cleo’nun yaşadığı süreç, terk edilme korkusu ve travmatik deneyimler; sınıfsal eşitsizlik, kadınların toplumdaki kırılgan konumu ve görünmeyen emeği güçlü bir biçimde görünür kılar.

Roma’nın en dikkat çekici yönlerinden biri, anlatım dilidir. Film dramatik doruklar ya da hızlı olay örgüsü yerine, uzun planlar, sabit kamera hareketleri ve gündelik hayatın tekrar eden ritmiyle ilerler. Bu tercih, izleyiciyi karakterlerin dünyasına yavaşça çeker ve duyguyu sessizce inşa eder.

Iğdır Ulu Camisi'nde kartpostallık manzara: Leylek gün batımında görüntülendi
Iğdır Ulu Camisi'nde kartpostallık manzara: Leylek gün batımında görüntülendi
İçeriği Görüntüle

Başrolde yer alan Yalitza Aparicio’nun Cleo performansı, doğal ve sade oyunculuğuyla filmin duygusal ağırlığını taşır. Profesyonel oyuncu olmamasına rağmen sergilediği içtenlik, karakterin sessiz acılarını ve dayanıklılığını güçlü biçimde yansıtır. Cleo, konuşmaktan çok gözleriyle, duruşuyla ve suskunluğuyla anlatır; bu da filmin şiirsel tonunu pekiştirir.

Roma, yalnızca bir çocukluk hatırası ya da aile hikâyesi değildir. Aynı zamanda kadın dayanışmasını, anneliğin farklı biçimlerini ve sınıfsal ayrımların görünmez sınırlarını anlatan evrensel bir film olarak öne çıkar.

Kaynak: HABER MERKEZİ