DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin grup toplantısında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Bakırhan, Suriye’deki son gelişmeler ve Kürt meselesine ilişkin yaptığı kapsamlı değerlendirmede, hem çözüm süreci tartışmalarını hem de Kuzey ve Doğu Suriye (Rojava) mutabakatı öne çıkardı.

Bakırhan, Kürtlerin temel talebinin “ayrıcalık değil eşit yurttaşlık” olduğunu ifade ederek, “Kürtler 100 yıldır dayatılan yok saymaya ve statüsüzlüğe itiraz ediyor” dedi.

“Kürtler Sahada Bedel Ödüyor, Masada Yok Sayılıyor”

Kürtlerin tarih boyunca güvenlik söz konusu olduğunda devletlerle birlikte bedel ödediğini ancak siyasal statü söz konusu olduğunda dışlandığını söyleyen Bakırhan, “Sahada hayatını riske atıp masada yok sayılmaya itiraz ediyor. Kürtler komplo kurbanı değil, eşit vatandaş olarak yaşamak istiyor” ifadelerini kullandı.

SDG-Şam Mutabakatı: “Herkesin Kazanabileceği Bir Metin”

Pervin Buldan Demirtaş’la fotoğraflarını paylaştı: “Yapay zekâ fotoğraflarına itibar etmeyin”
Pervin Buldan Demirtaş’la fotoğraflarını paylaştı: “Yapay zekâ fotoğraflarına itibar etmeyin”
İçeriği Görüntüle

Geçici Suriye yönetimi ile SDG arasında imzalanan anlaşmayı değerlendiren Bakırhan, mutabakatın eksiklerine rağmen önemli bir eşik olduğunu belirtti.

Bakırhan, “İki tarafın da tam istediği gibi olmadı ama herkesin kazanabileceği bir metin. Kalıcı ateşkesin sağlanması ve baskıların durması en önemli kazanımdır. Rojava Kürtlerin göz bebeğidir.”

Bakırhan, Afrin ve Serekaniye başta olmak üzere yerinden edilen Kürtlerin geri dönüşünün sağlanması gerektiğini de vurguladı.

“Öcalan’ın Katkısı Var” İddiası

Bakırhan, Suriye’deki uzlaşma sürecinde Abdullah Öcalan’ın rolü olduğunu savunarak, “Bugün Kürtler ve Araplar iç savaş içinde değilse, halkların hakları kabul edilmişse sayın Öcalan’ın adada gösterdiği tavırdan kaynaklıdır” dedi.

“Irkçılığa Sessizlik Var”

Türkiye’de Kürtlere yönelik ayrımcı ve ırkçı söylemlerin cezasız kaldığını söyleyen Bakırhan, sosyal medyada ve medyada yürütülen kampanyalara tepki gösterdi.

Bakırhan, “Hem iç barıştan söz edip hem ırkçılığa izin vermek bir Ankara paradoksudur. Yargı ve yürütme biraz da ırkçılığı yapanlarla uğraşsın” ifadelerini kullandı.

“Çözüm Şam’da Değil Ankara’da”

Konuşmasının sonunda iktidara çağrı yapan Bakırhan, çözüm adresinin Türkiye olduğunu söyledi:

“Türkiye enerjisini Şam’a değil Ankara’ya harcamalı. Ankara çözümü domino etkisi yaratır. Kürtlere hak, Türkiye’ye demokrasi sağlayacak adımlar artık atılmalı.”

Suriye'de yaşanan son gelişmeleri değerlendiren Bakırhan, şu mesajları verdi:

"Kürtler ne istiyor soruları son yaşananlarla beraber tekrar geldi. Kürtlerin itirazı 100 yıldır dayatılan yok sayma ve statüsüzlüğe dairdir. Kürtler bugüne kadar yaşanan ülkelerin tarihinde güvenlik söz konusu olduğunda omuz omuza büyük bedeller ödeyip dengeyi birlikte yaşadıkları halkların lehine değiştirdiler ama birlikte ülke kurmaya gelindiğinde aynı Kürtler 'stratejik tehdit' olarak görüldü. 1919 ve 1922'de kurtuluş gücü olan Kürtler 1923'te hukuk dışına itildi. 1937'de Sadabat Paktı, 1955 Bağdat Paktı'nda kendi aralarında büyük çelişkiler olan devletler dahi Kürt karşıtlığında buluştu.

'Kürtler Masada Yok Sayılmaya İtiraz Ediyor'

Bu tarihsel gerçeklerin son halkası 10 Ocak 2026'daki Paris mutabakatı oldu. Ancak Kürtlerin ulusal bilinci ve direnişi büyüyerek devam etti. Kürtler bu riyakar döngüye hayır diyerek ayağa kalktı. Sahada hayatını riske atıp masada yok sayılmaya itiraz ediyor. Kürtler yaşadıkları ülkelerde komplo kurbanı değil eşit vatandaş olarak yaşamak istiyor. Hangi halk olursa olsun, bir halkın meşru taleplerini görmezden gelmek kuşaklar süren çatışmalara yol açıyor. Kürt halkının ve ezilen bütün halkların meşru taleplerini görmek ve tanımak zorundayız."

Kaynak: HABER MERKEZİ