Her yıl sonu yaklaştığında küresel ajandayı meşgul eden felaket senaryoları ve mistik öngörüler, bu yıl da 2026 kehanetleri üzerinden dijital dünyayı sarmış durumda. Ancak Doğu Anadolu’nun en büyük metropolü olan Van’da, halkın gelecek kaygısı metafiziksel tahminlerden değil, yıllardır çözülemeyen yapısal tıkanıklıklardan kaynaklanıyor.
Van halkı için yeni bir yılın gelişi; küresel bir savaşın eşiği ya da doğaüstü olayların habercisi olmaktan ziyade, sınırlı sayıda ve pahalı uçak seferlerinin ve bir türlü sağlanamayan toplumsal adaletin muhasebesi anlamına geliyor. Kehanetler uzak senaryolar üzerine kuruluyken, Van’ın gerçeği her sabah uyanılan aynı sorunlar yumağıyla güncelliğini koruyor.

Adaletin Dijital ve Coğrafi Sınırları
Baba Vanga’nın "zihin teknolojileri ve sözsüz iletişim" vizyonu günümüz yapay zekasıyla örtüşürken; Van’da adalet, bir telefon şifresinin çözülmesi için İspanya’ya kadar uzanan dijital bir labirente hapsolmuş durumda. Rojin Kabaiş soruşturması, 2026’ya girerken şehrin en hassas kanayan yarası olmaya devam ediyor. Adli Tıp raporlarındaki çelişkiler ve bürokratik engeller, küresel kehanetlerin aksine, yerel bir adalet arayışının ne kadar zorlu olabileceğini her gün hatırlatıyor.

Sismik Uyarılar: Mistik Öngörüye Karşı Bilimsel İhmal
Dünya basını Vanga’nın sismik hareketlilik ve doğaüstü sarsıntı öngörülerini tartışırken, Van halkı 2011 depremlerinin fiziksel ve ruhsal enkazını hâlâ sırtında taşıyor. Kâhinin "yer kabuğu daha aktif olacak" uyarısı Van için bir gizem değil, yıkılmayı bekleyen ağır hasarlı binalarla somutlaşan bir korku. 2026 yılından beklenti, mistik bir mucize değil; kentsel dönüşümün hızlanması ve bilimsel temelli bir "güvenli şehir" inşasıdır.

Ekonomik Abluka ve "Mavi Altın" Krizi
Vanga’nın kehanetlerinde suyun "altından daha değerli" olacağı vurgulanırken, Van bu krizle hem ekolojik hem ekonomik olarak yüzleşiyor. Van Gölü'ndeki kirlilik ve tarihsel su yönetim sistemlerinin (kerhizler) yok oluşu, kentin ekolojik hafızasını siliyor. Buna ek olarak, Ferit Melen Havalimanı'ndaki uçuş sınırlamaları ve fahiş bilet fiyatları, kenti ekonomik bir izolasyona mahkûm ediyor. 2026’da temiz enerji keşifleri beklenirken, Vanlılar sadece gökyüzünde daha fazla uçak ve erişilebilir ulaşım hakkı talep ediyor.

Sosyal Yaralar ve Yerel Demokrasi
2030’a kadar uzanan yol haritasında insanlığın dijitalleşme ve bilimsel devrimlerle kendini yenilemesi beklenirken, Van’da toplumsal barışın yolu KHK mağduriyetlerinin giderilmesi ve yerel demokrasi tartışmalarından geçiyor. Kayyım yönetimi altındaki belediyelerde halkın temsil hakkı ve istihdam sorunları, kentin 2026 ajandasının en başına yazılmış durumda.

Aslında dünyada bir yerdeyiz ya da en çokta hiçbir yerde değiliz...



