Van Gölü’nün kuzeydoğu kıyısında yer alan ve Urartu Krallığı’nın son dönemlerine (M.Ö. 7. yüzyıl) ait en görkemli yapılarından biri olan Ayanıs (Rusahinili Eidurukai) Kalesi, 30 yılı aşkın süredir devam eden kazı çalışmalarıyla tarihe ışık tutmaya devam ediyor.
Atatürk Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mehmet Işıklı başkanlığındaki kazı ekibinin titiz çalışması sayesinde, kale surlarının önemli bir bölümü toprak altından çıkarılarak kentin binlerce yıl önceki ihtişamını gözler önüne seriyor.

Taşların Efendisi Urartular
Kalede yürütülen çalışmalarda, Urartu taş işçiliğinin üstün başarısı bir kez daha kanıtlanıyor. Kazı Başkanı Prof. Dr. Işıklı, Urartulara “taşların efendisi” unvanının verildiğini belirterek, sur duvarlarının ana kayaya ustaca oturtulmasının ve taşların depreme karşı dayanıklılığı artırmak için kilitli teknikle örülmesinin, günümüzde bile zor uygulanan bir mühendislik harikası olduğunu ifade ediyor.
Kale surlarının alt kısımlarında kullanılan özenle işlenmiş bazalt ve andezit taş bloklarının üzerine, dönemin mimarisinde önemli bir yer tutan yaklaşık 17-18 metre yüksekliğinde kerpiç duvarların inşa edildiği tespit edildi.
Tapınak ve yeni yapılar
Ayanıs Kalesi, Urartu tanrısı Haldi’ye adanmış görkemli tapınağı ve saray, depo, payeli salon gibi anıtsal yapılarıyla tanınır. Özellikle tapınak içindeki renkli taş kakma tekniğiyle yapılmış tanrı, hayvan ve bitkisel motifli süslemeler, dünya üzerindeki en özel Urartu mabetlerinden biri olarak kabul ediliyor.
Son dönem kazılarında ise, yönetici sınıfın kullandığı düşünülen dört odalı yeni bir yapı grubu ile kalede ilk kez iyi korunmuş bir insan iskeletine rastlanması, Urartu toplumsal yaşamına dair önemli ve heyecan verici yeni bilgilerin elde edilmesini sağladı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın “Geleceğe Miras” projesi kapsamında desteklenen Ayanıs Kalesi, kazı ve restorasyon çalışmalarının tamamlanmasıyla birlikte, Van’ın en önemli turistik destinasyonlarından biri olma yolunda ilerliyor.




