1613 tarihli tablo, geçen yıl Paris’te bir malikanede keşfedildi. Çarmıha gerili Hz. İsa’yı betimleyen eser, yüzyıllar boyunca gözlerden uzak bir şekilde muhafaza edilmişti.
Müzayede evi, tablonun geçmişine dair çok az bilgi bulunduğunu aktarırken, eserin Rubens’in sanatsal yeteneğinin zirvesine ulaştığı dönemde yapıldığı belirtildi.
Kimliği röntgen ve pigment analiziyle kesinleşti
Müzayedeci Jean-Pierre Osenat, tablonun Rubens’e ait olduğunun röntgen görüntüleri ve pigment analizleri ile teyit edildiğini açıkladı. Çalışmanın, karanlık bir gökyüzü fonunda aydınlatılmış ve yalnız bırakılmış İsa figürüyle barok resmin erken döneminin çarpıcı bir örneği olduğu ifade edildi.
Eserin büyük olasılıkla bir kilise için değil, özel bir koleksiyoncu için üretildiği düşünülüyor.
Tarihçiler gravür üzerinden kayda geçmişti
Tabloya ilişkin bilinen en eski kayıt, Rubens’in bir çağdaşı tarafından yapılan bir gravüre dayanıyor. Bu gravür sayesinde eser, tarihçiler tarafından tablo hiç görülmeden kataloglara alınmıştı.
19. yüzyılda ünlü Fransız akademik ressam William Adolphe Bouguereau tarafından satın alınan eserin, o günden bu yana ressamın ailesinde kaldığı ortaya çıktı.
Rubens’in benzeri olmayan bir kompozisyonu
Alman sanat tarihçisi Nils Büttner, Rubens’in çarmıha gerilme temasını sık işlediğini ancak İsa’yı ölü hâlde neredeyse hiç tasvir etmediğini vurguladı.
Büttner, tabloyu benzersiz kılan unsura dikkat çekerek şöyle konuştu: “Bu eser, İsa’nın yanındaki yaradan akan kan ve suyu gösteren tek Rubens çalışmasıdır. Bunu sadece bir kez yaptı.”
400 yıl gizli kalmasının ardından gün yüzüne çıkan ve benzersizliğiyle sanat dünyasında büyük heyecan yaratan tablo, şimdi yeni sahibine teslim edilmeye hazırlanıyor.




